LALEZÂR'A HOŞGELDİNİZ



L A L E Z Â R
ANA SAYFAYA DÖN SIK KULLANILANLARA EKLE AÇILIŞ SAYFASI YAP
Ben kimim
Ey Gönül!Cânına üflenen nefhayla yanda kavrul!Amma LÂLE gibi ol ki,hâlinden sadece'YÂR'(c.c)haberdar olsun..... ''Ey bizi nimetleriyle perverde eden Sultanımız!Bize gösterdiğin nümunelerin ve gölgelerin asıllarını,menbalarını göster.Ve bizi makarr-ı saltanatına celbet.Bizi bu çöllerde mahvettirme.Bizi huzuruna al.Bize merhamet et.Burada bize tattırdığın leziz nimetlerini orada yedir.Bizi zeval ve tebid ile tazib etme.Sana müştak ve müteşekkir şu muti raiy
bağlantılar
Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
kategoriler

arkadaşlarım
hatice38

papatya68

edaca30

sohbetsevenler

serapakoglu

kizilciksurubu

kardelensiz

sevgipinari01

fzehra

cipis

rumma

rufeydem

lalezarhobi

naliya

beyza99

papatyaoyanur

womanworld

bilginerdogan

yagmurzerresi2

nuruahsen

nurlualem

ikraoku

reshamisal

tazenane

ruyalarla2

leylu nehar

yemektarifleriweb


Image Hosted by ImageShack.us

12/10/2009 - EY DOST NERDESİN!?

Kategori: Makaleler
Saate bakmaksızın kapısını çalabileceği bir dostu olmalı insanın... "Nereden çıktın bu vakitte" dememeli, bir gece yarısı telaşla yataktan fırladığında; "Gözünün dilini" bilmeli; dinlemeli sormadan, söylemeden anlamalı... Arka bahçede varlığını sezdirmeden, mütemadiyen dikilen vefalı bir ağaç gibi köklenmeli hayatında; sen, her daim onun orada durduğunu hissetmelisin. ihtiyaç duyduğunda gidip müşfik gövdesine yaslanabilmeli, kovuklarına saklanabilmelisin. Kucaklamalı seni güvenli kolları, ...dalları bitkin başına omuz, yaprakları kanayan ruhuna merhem olmalı... En mahrem sırlarını verebilmeli, en derin yaralarını açıp gösterebilmelisin; gölgesinde serinlemelisin sorgusuz sualsiz... Onca dalkavuk arasında bir tek o, sözünü eğip bükmeden söylemeli, yanlış anlaşılmayacağını bilmeli. Alkışlandığında değil sadece, asıl yuhalandığında yanında durup koluna girebilmeli. Övmeli alem içinde, baş başayken sövmeli ve sen öyle güvenmelisin ki ona, övdüğünde de sövdüğünde de bunun iyilikten olduğunu bilmelisin, "hak ettim" diyebilmelisin. Teklifsiz kefili olmalı hatalarının; günahlarının yegane şahidi... Seni senden iyi bilen, sana senden çok güvenen bir sırdaş... Gözbebekleri bulutlandığında yaklaşan fırtınayı sezebilmelisin. Ve sen ağladığında, onun gözünden gelmeli yaş..


Can Dündar
Facebook'ta Paylaş

Yorum (7) :: Yorum yaz! :: Bağlantı




28/4/2009 - KALPLİ PİZZA


Aslında normal pizza yalnız şekil olarak değiştirdim HavalıEvli çiftlere özel..Eşleriniz için hoş bir süpriz olabilir.Göz kırp
MALZEMELER:
2 su bardağı un
1 tatlı kaşığı kuru maya
1 su bardağı süt
1 çorba kaşığı sıvı yağ

İÇ MALZEMELERİ:
Domates,yeşil biber
Biraz suyla karıştırılmış  2 yemek kaşığı salça
İsteğe göre sucuk,sosis,zeytin

ÜZERİ İÇİN:Kaşar peyniri

YAPILIŞI:Un,maya,süt ve yağ karıştırılıp bir hamur elde edilir.İç malzemeler küp küp doğranır.Kaşar peyniri rendelenir.Hamur 1-2 cm. kalınlığında açılıp üzerine suyla karıştırılmış salça sürülür.İç malzemelerde katıldıktan sonra en son olarak kaşar peyniri üzerine dağıtılır.Isınmış fırında kaşar peyniri eriyene dek pişirilir.Kolay gelsin..



Yorum (20) :: Yorum yaz! :: Bağlantı




13/4/2009 - ISIRGAN OTU ÇORBASI

Kategori: _orbalarim

Bu aralar herkes hasta gibi kendimde hasta olduğum için yakından takip ediyorum HastaEn azından yakınlarında hasta olan kişiler vardır.
Bulaşıcı,dikkat etmek lazım ufak bir soğuk algınlığında hasta olabilirsiniz{#emotions_dlg.cheesy}
Çorba özellikle hasta olanlar için şifa olsun..Masum

MALZEMELER:
1 soğan
1 su bardağı ısırgan otu püresi
7-8 su bardağı sıcak su
3 çorba kaşığı pirinç unu
2 çorba kaşığı un
1 tatlı kaşığı tuz
1-2 limonun suyu
Sıvıyağ

YAPILIŞI:Tencereye biraz sıvıyağ koyun.Soğanı çok ince doğrayıp pembeleşinceye kadar kavurun.Pirinç unu ve un konup biraz kavrulur.Suyuda katılıp biraz kaynatılır.Önceden pişirilip robottan geçirilen,yani püre haline getirilen ısırgan otuda tencereye konur.Tuz ve limonu en son katılıp koyulaşıncaya kadar pişirilir.Dilediğiniz koyuluğa gelince kapatabilirsiniz.Kolay gelsin..



Yorum (10) :: Yorum yaz! :: Bağlantı




10/4/2009 - AKILLI BLOGGER ÖDÜLÜ

Kategori: Blog Odulum

Blogcu arkadaşım womanworld ''Akıllı blogger
ödülü''ne benide layık  görmüş,teşekkür ederiyorum arkadaşım..Kalp
Mutlu
Bende blogcudaki tüm arkadaşlara armağan ediyorum.Yani bütün blogcularaGülümse
Sonuçta herkes
blogu için çaba gösteriyor ..
Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı




1/4/2009 - **BEŞ MERTEBEDE HAYAT**


-1-

BİRİNCİ MEKTUP

-2-

Birinci Sual: Hazret-i Hızır Aleyhisselâm hayatta mıdır? Hayatta ise, niçin bazı mühim ulema hayatını kabul etmiyorlar?

Elcevap: Hayattadır. Fakat merâtib-i hayat beştir. O, ikinci mertebededir. Bu sebepten, bazı ulema hayatından şüphe etmişler.

Birinci tabaka-i hayat: Bizim hayatımızdır ki, çok kayıtlarla mukayyettir.

İkinci tabaka-i hayat: Hazret-i Hızır ve İlyas Aleyhimesselâmın hayatlarıdır ki, bir derece serbesttir. Yani, bir vakitte pek çok yerlerde bulunabilirler. Bizim gibi beşeriyet levazımatıyla daimî mukayyet değillerdir. Bazen, istedikleri vakit bizim gibi yerler, içerler; fakat bizim gibi mecbur değillerdir. Tevatür derecesinde, ehl-i şuhud ve keşif olan evliyanın Hazret-i Hızır ile maceraları, bu tabaka-i hayatı tenvir ve ispat eder. Hattâ makamat-ı velâyette bir makam vardır ki, "makam-ı Hızır" tabir edilir. O makama gelen bir velî, Hızır'dan ders alır ve Hızır ile görüşür. Fakat Bazen o makam sahibi, yanlış olarak ayn-ı Hızır telâkki olunur.

Üçüncü tabaka-i hayat: Hazret-i İdris ve İsâ Aleyhimesselâmın tabaka-i hayatlarıdır ki, beşeriyet levazımatından tecerrüdle, melek hayatı gibi bir hayata girerek nuranî bir letâfet kesb eder. Âdetâ beden-i misalî letâfetinde ve cesed-i necmî nuraniyetinde olan cism-i dünyevîleriyle semâvatta bulunurlar. "Âhirzamanda Hazret-i İsâ Aleyhisselâm gelecek, şeriat-i Muhammediye (a.s.m.) ile amel edecek" -1- meâlindeki hadisin sırrı şudur ki:

Âhirzamanda, felsefe-i tabiiyenin verdiği cereyan-ı küfrîye ve inkâr-ı ulûhiyete karşı, İsevîlik dini tasaffi ederek ve hurafattan tecerrüd edip İslâmiyete inkılâp edeceği bir sırada, nasıl ki İsevîlik şahs-ı mânevîsi, vahy-i semâvî kılıcıyla o müthiş dinsizliğin şahs-ı mânevîsini öldürür. Öyle de, Hazret-i İsâ Aleyhisselâm, İsevîlik şahs-ı mânevîsini temsil ederek, dinsizliğin şahs-ı mânevîsini temsil eden Deccalı öldürür; yani, inkâr-ı ulûhiyet fikrini öldürecek.

Dördüncü tabaka-i hayat: Şüheda hayatıdır. Nass-ı Kur'ân'la, şühedanın, ehl-i kuburun fevkinde bir tabaka-i hayatları vardır. Evet, şüheda, hayat-ı dünyevîlerini tarik-i hakta feda ettikleri için, Cenâb-ı Hak, kemâl-i kereminden, onlara hayat-ı dünyeviyeye benzer, fakat kedersiz, zahmetsiz bir hayatı âlem-i berzahta onlara ihsan eder. Onlar kendilerini ölmüş bilmiyorlar. Yalnız kendilerinin daha iyi bir âleme gittiklerini biliyorlar, kemâl-i saadetle mütelezziz oluyorlar, ölümdeki firak acılığını hissetmiyorlar. Ehl-i kuburun çendan ruhları bâkidir; fakat kendilerini ölmüş biliyorlar. Berzahta aldıkları lezzet ve saadet, şühedanın lezzetine yetişmez.

Nasıl ki, iki adam bir rüyada cennet gibi bir güzel saraya girerler. Birisi rüyada olduğunu bilir; aldığı keyif ve lezzet pek noksandır. "Ben uyansam şu lezzet kaçacak" diye düşünür. Diğeri rüyada olduğunu bilmiyor; hakikî lezzet ile hakikî saadete mazhar olur. İşte, âlem-i berzahtaki emvat ve şühedanın hayat-ı berzahiyeden istifadeleri öyle farklıdır. Hadsiz vakıatla ve rivayatla, şühedanın bu tarz-ı hayata mazhariyetleri ve kendilerini sağ bildikleri sabit ve katîdir. Hattâ, Seyyidü'ş-Şüheda olan Hazret-i Hamza Radıyallahu Anh, mükerrer vakıatla, kendine iltica eden adamları muhafaza etmesi ve dünyevî işlerini görmesi ve gördürmesi gibi çok vakıatla, bu tabaka-i hayat tenvir ve ispat edilmiş. Hattâ, ben kendim, Ubeyd isminde bir yeğenim ve talebem vardı. Benim yanımda ve benim yerime şehid olduktan sonra, üç aylık mesafede esarette bulunduğum zaman, mahall-i defnini bilmediğim halde, bence bir rüya-yı sadıkada, tahte'l-arz bir menzil suretindeki kabrine girmişim. Onu şüheda tabaka-i hayatında gördüm. O beni ölmüş biliyormuş; benim için çok ağladığını söyledi. Kendisini hayatta biliyor. Fakat Rus'un istilâsından çekindiği için, yeraltında kendine güzel bir menzil yapmış. İşte bu cüz'î rüya, bazı şerâit ve emâratla, geçen hakikate bana şuhud derecesinde bir kanaat vermiştir.

Beşinci tabaka-i hayat: Ehl-i kuburun hayat-ı ruhanîleridir. Evet, mevt, tebdil-i mekândır, ıtlak-ı ruhtur, vazifeden terhistir; idam ve adem ve fenâ değildir. Hadsiz vakıatla ervâh-ı evliyanın temessülleri ve ehl-i keşfe tezahürleri ve sair ehl-i kuburun yakazaten ve menâmen bizlerle münasebetleri ve vakıa mutabık olarak bizlere ihbaratları gibi çok delâil, o tabaka-i hayatı tenvir ve ispat eder. Zaten beka-i ruha dair Yirmi Dokuzuncu Söz, bu tabaka-i hayatı delâil-i katiye ile ispat etmiştir.
=====================================

1-Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla.

 

Sadece Ondan yardım diliyoruz.

2- O'nun adıyla. O her kusurdan münezzehtir. Hiçbir şey yoktur ki Onu hamd ile tesbih etmesin.

İlgili Risale : Mektubat | 11
Yorum (7) :: Yorum yaz! :: Bağlantı




<- Sonraki Sayfa ->

Photo Flipbook Slideshow Maker
YEĞENİM MERVE:)

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us


Kerime Şen'in Facebook profili
Profil Kartını Oluştur

Image Hosted by ImageShack.us


bannerım
LaLeZâR




Wordpress Themes
BLOG DESİNG BY REDBUTTERFLY